Eski masaüstü bilgisayarım hala duruyor, annem onu kastederek niye kullanmıyorsun bunu?? Hiç kullanmıyorusun boşuna almışız! Diyor.
Zaten en baştan karşıydı bilgisayara, anlamamanın ötesindedir de.
Tezi nasıl yazacaktım??? Kapı kapı gezip bilgisayar mı dileneydim??
Onun bunun bilgisayarında halletsem yeterdi anneme kalsa; nasılsa tezden sonra hiç işe yaramayacaktı ona göre. Niye gereksin ki????
ödev için lazım olan bişey sanıyor sadece bilgisayarı.
Almak bir meseleydi zaten. Senelerce istedim, hiç aldırmadı; komşu çocuklarının evine yolladı, kafelerde de zaman geçirmemden hoşlanmıyordu. Boşuna masrafmış ne kadar lazım olacakmış ki bize???
Kendini niye katıyordu işe bilmem. Sana gerekmez tabi emekli öğretmensin ben emekli emmi miydim??
Elde yaz derdi, hocalar istemezdi; benim yazım çirkinmiş ondan! Nerem güzeldi ki değil mi??
Ver ben temize çekeyim derdi. Güya ben de zamandan tasarruf edecem annem temie çekerken ben başka derse çalışacağım. Ne mümkün?? Nazlıı bu ne Nazlıı şu ne?? Hayır yazım okunaksız olduğundan değil terimsel kelimeyi soruyor ve yanlış yazdığımı da sandığı oluyor.
Sonunda mecbur kaldı da; o zaman da kavga kavga dırdırdırdır.
Hala inancı tam; bize lazım değil ki!
Anneme göre iş yerine ya da erkeklere lazım olan bişey. Bi zaman cep telefonu da öyleydi. Karşıydı bize lazım değildi. Ne zaman ki ablam Ankara'ya okumaya gitti; onu merak etme konuşma isteme sayesinde alışmaya mecbur kaldı telefona. Yani önce ablama aldı, bana ve kendine değil. Sabit faturanın kol kadar gelmesiyle mecbur kaldı.
Bilgisayarın halen bize gerekmediğine emin! Laf vurur aslında bize gerekmez!
Alırken de mağazadaki çocukla pazarlaığı evlere şenlik; iletişim bozukluğu örneği gibi. Ben de öyle en pahalısından istemiş değilim yani ha, işimi görecek orta halli bişey. Beko'dan.
Annem pazarlıkta çok açık göz olduğunu düşünüyordu. Tek tek sayıyor şu parçayı almasak olur mu diye??
Set halinde bunlar ama bilmem nerede tek tek de alabilirsiniz demiş çocuk; annem masraf diye kafa ütüleyince.
Bana bir gelişi var; büyük hatamı, açığımı yakalamış gibi gözleri parlayarak!
Nazlıı bilmem nerede tek de satılıyormuş oradan alalım!
Ama garantisi falan olmaz o zaman? Bi aksaklık olursa.
Bana da inanmıyor dönüp çocuğa soruyor, onayı alınca fena bozuluyor. Sonra hala şunu alsak da bunu almasak diye parçaları elemeye çalışıyor.
çok masrafmış da aslında bize gerekmezmiş de altıüstü bir ödev yazacakmışım da sonra kalacamış da boşuna ama işte ben kötü kalpli Nazlı illa da istiyormuşum bilgisayar!
Kafayı takmış set met anlamaması bir yana bilgisayardan o kadar habersiz ki ekranı olmadan da kullanılabileceğini sanıyor, anlatsan da kafası almıyor.
çocuğa ben bilgisayarları incelerken sormuş, ekranı işaret ederek bunu almasak ne olur? Kaça olur? Olmaz mı? Ne bilsin evde var sanmış. Herkes yıllaaaar önce lazım olmasa bile aldı da eskittiydi bile bilgisayarları!
çocuk ne bilsin hayatımızda ilk kez bilgisayar alacağımızı. şart değil demiş annemin masraf dırdırını dinleyince.
Annemin bir dönüşü var bana haini yakaladım sevinciyle, gözleri parlayarak; işte Nazlı'nın hatasını buldum!
Bak Nazlı! şart değil diyor buna! Yaa ! şart değilmiş set almak! Boşuna masraf yaptıracaksın bana!
Hay Allahım yaa! Anne nasıl göreceğim nasıl işlem yapacağım bilgisayarda ekran olmazsaaa???
E diyor şart değil! Yalan söyleyecek değil ya! Almayacağız o zaman bunu! Bari biraz ucuza gelsin!
Ayy ay ekransız kullanılmaz ki kullanılmaaazzz.
Oluyormuş işte sen bilmiyorsun!
Ne bilsin evde eski bilgisayar var sanıyordur!
Güya bana büyük hatamı gösterecek çocuğu çağırıp bir daha soruyor, o da bu öfkeli emekli öğretmen korkusundan şart değil diyor. Annem büyük bir zafer kazanmışcasına bana dönerek yaaaaa diyor.
Ekransız dakullanılıyor yani? Nasıl kullanacam acaba nasıl görecem yazdıklarımı??? Ekransız nasıl???
Oluyormuş lşte Nazlı!
Annecim evde başka bilgisayar mı var???
Oluyormuuuuuş sen bilmiyorsun! :)
evde başka ekran bile yoksa, hiç görmeden de kullanılıyor mu?
Oluyormuş işte niye anlamıyorusn? Olur demedin mi şimdi sen oğlum?
Kem küm yani evde varsa ekran gerek yok almanıza.
Yok işte evde yok! Var mı anne?????
Bu defa da kafayo o zaman şunlar olmasın diye hoparlöre , klavyeye takıyor! Hatta ana kasaya bakıp ay bu da mı alınacak bari bu olmasın Nazlı!!
O zaman bilgisayarın ana gövdesi anne!!
Daha sonraki yıllarda yazıcı almaya kalktığım zaman iddia etti de bundan oluyordur sen bilmiyorsundur! Komşuların ufak sünnetsiz oğlanlarına güvendi inandı da bi bana inanmadı!
Aman bozulmasın diye lazım olmadan kullanma diye tembihlemekten dili damağı kurudu ama gelen misafirin veletlerine gayet rahat peşkeş çekti!
Bilgisayarda oynayın! Nasıl oynandığından da hiiiiç haberi yok! Açmışlar bakmışlar içinde oyun yok, internet bağlı değil sıkılmışlar.
Anlamamış niye?
Oyun yok içinde de ondan.
Oynamamışlar mı? Oturdular başına baktılardı.
Bana kullandırmaya kıyamadığın şeyi ona buna rahatça veriyorsun bakıyorum, salak veletlere!
Nolacak ki?
E ben dokununca aman bozulmasın da veletler oynasın!
Amaaan sen de!
iklne gelmezse aman sen de!
Daha mağazadan satın alıncaya kadar akla karayı seçtim. O gerekir mi bu şart mı kozu yemeyince masraf da masraf bize lazım olmaz da olmazlar....
Bir de mahsus insanların yanında bana böyle tüm yumuşak sesiyle ve iyi niyet gösterisiyle bize lazım olmaz, bir ödev yazmak için bu kadar masrafa gerek yokları sayıyor ki ben annesine bük yere masraf yaptıran biri gibi görüneyim.
Ha deseler ki ikte şunu yapar bunu yapar, anlamaz ki niye?
ilerde atanınca, işe girince kazandığım, hak ettiğim paramı diediğim gibi harcarmışım!
Annemin bişeyi engellemek için en popüler yöntemi asla gelmeyecek olan o ilerdeye, geleceğe erteletmek! Her zaman daha ileri bir geleceıe ertelenir!
Tepemi attırmıştı; çok masraflıymışım, isteklerim hiç bitmiyormuş iması; hem de hak etmediğim benim olmayan bir parayla!
E o zaman hakkım olan paradan alalım anne! Rahmetli babamdan kalan maaşla!
Amaan yıllarca bu laf sokmamı unutmadı, başıma kaktı. Küçük düşürmüşüm efem! E sen beni masraflılıkla, müsriflikle itham etmedin mi elalemin heriflerinin yanında??? Senin gururun var da benim yok mu???
Babamın maaşı bana kalmadı mıı? Niye benim hakkım değil!
Babamı kaybettiğimiz ilk yıllarda biz paraya dokunmazdık zaten, o kadar lazım olmazdı; annem idare ederdi. Ne zaman ablam üniversiteli oldu o kendi payını alıyor harçlık yapıyordu.
öyle olunca yazlığın ödemeleri annemin kendi maaşı ve benim payıma kaldığından bana zırnık koklatmamak için çabalar olmuştu.
Hem de ben de üniversite öğrencisi olunca bile! Hatta hakkım değilmiş gibi bir tavırda. Ama ablama öyle bir tutumu yoktu?
Biz bu yazlığı yıllaaaarca görmedik bile, gitmedik bile. Annem uğraştı, tadilatlarda da sinir küpü gibi yorgun da döner; çatacak yer arardı. Yıllarca kiracılar sürdü sefasını. Gidip görmedik bile adeta bize yasaktı!
Ders çalışacaktık nemizeydi yazlık biim?
Taki bir gün bir kiracı problemli çıkıncaya kadar. O da yıl 2008 olmuştu! Evet 10 yıl olmuştu alalı ama bırak kullanmayı, gitmedik bile! çünkü zaten bize keyif ve mutluluk yasak! Evde erkek yok, baba yok! Dul ve yetimiz evde kalmışız ! Ne hakla tatil yapacağız, hangi yüzle?? Adeta böyleydi.
Tabi interneti bağlatmak da mesele, 1,5-2 yıl sonra anca bağlattık. Gerekmezmiş ki bize! iş yeri değilmiş ki burası!
Anneme göre bilgisayar ik yerinde ve erkeklere genelde lazım olurdu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder