Bizim okul servisi beni bir site aşağıdan alıyor hergün. Annem buna da gıcık niyeymiş kapıdan alsın! Yürüme!
Anneme kalsa hiç yürümeyecek hareket etmeyeceğim, aslında evden hiç çıkmasam en iyisi. Sonra Firdevs teyze gibi annem gibi en yakın markete gitmek bile değişiklik gelsin! Yeter bize.
Ay anlayamanıyor. Sana yetebilir bana yetmez yetmiyor.
Boş boş bakıyor.
Bi zaman da migros'a takmıştı, o ev biraz daha yakındı migrosa ama buradaki market ondan yakın. işsizim de arkadaşlardan da koptuk kopacağız, sinirliyim sıkıntılıyım ama almıyor kafası. Sanki kendi çok sakin mesut bir insan. Kendi de sıkıntılı huzursuz tatminsiz biri, işte beni anlaması gerekmez mi? Nazlı da ben gibi diye. Demek kendini de normal buluyor.
Ne zaman sıkıntılı olsam aptal migrosa gönderir, migrosa git der. Hani yürüyüş bahanesi olur yolu uzat hareket et deşarj ol da değil. Bulgur al ince hemen dön!
Ne güzel emekli hayatı tam.
Zaten sosyallik azalmış, kendiyle hele ailece hiç olmaz. Anca teyzemlerle, onlarda da para yok eskisi gibi enerji yok, mesele çok.
Anneme göre başımızda erkek yok diye bizim bir hayatımız olamaz, o kadar çok şey bize olmaz ki: gebersek iyi. Nerdeyse mutlu olmak keyif almak da olmaz.
Migrosa git!
Gidecek olursun ; hemen dön ha gecikme uzatma!
Kaç kere beni sinir krizine soktu, çıldırtır yani; daha da niye zerre anlamaz insanı daha da delirtecek şeyler der. Kendine yetiyormuş!
Nasıl şekilde söylersen söyle ne anlar ne onaylar ne aklında tutar. Sen yaşlısın iyi hareket edemiyorsun dana yetebilir ben gencim dedin mi de alınır. Yaşlı demişim.
Ay benden hala yaşlı emekli hayatı yaşamamı ve bumun bana yetmesini bekliyor hala. Hani zaten akşam çıkma hiç yok; arkadaşlar dağıldı. Yok şimdi okulda bir etkinlik olacak da akşam yemekli falan, senede 2. 2-3 kere de ablamlar ve teyzemlerle bi organizasyon olsa o da en iyi ihtimal.
E yeter bize!
Neyse nereye vardım gene.
Daha iyi, o kadarcık da yürüyeyim servise. Ama yok 2 blok 1 bahçe 1 de arayol geçiyorum. Ayyy o sırada erkekler beni görecek! Ya bişey olursa?
Ne bileyim böyle bişey düşünüyor herhalde.
Neyse gene böyle bir gün arkamdan gelmiş koştur koştur. Ama çok geriden, işaret ediyormuş öğrenciler gördü. Ben de kötü bişey mi oldu diye korktum bir an. Bizim sitenin ucuna yürüdüm buluştuk.
Nefes nefese kalmış konuşamıyor. ödüm koptu birine bişey olmuş gibi bir hali vardı. Ne oldu diyorum nefessizlikten konuşamıyor. Haliyle telaşlandım buna da kızıyor.
??? Ne oldu ne?
Ne biliyor musunuz?
Bana para ve şal verecekmiş şalı da bahçede düşürmüş girişe.
Servistekiler de halinden telaşlanmış tabi; böyle bazen o kadar teatral olur öyle abartır ki farkında değil.
Nasıl her itirazın sonuna Nazlı ekleyerek ben kötü bişey yaptım ama kendisi çok anlayışlı bir anne olarak bana ders verirken affediyor numarası yapar öyle.
Sanki param yok! Zaten servisle geliş gidiş cüzdanımı neredeyse ellemiyorum bile, zaten diyelim para lazım ama yok kredi kartları var, hadi o da yok, e ıssız çöllere mi vuruyorum? Okula gidiyorum öğretmen dolu, yakın bulduğum birinden rica ederim, arabayla beni eve bırakmasını falan rica ederim.
Yok ama annemde abartılı düşünce, nasıl bi kabus senaryosu yazmışsa artık: hiç param yok ve kötü şeyler olacak. Pavyona falan düşerim herhalde.
Diğer bir öğretmen endişeli yanımıza geldi, telaşlanması normal annemin sesini duymuyor ama görüntü halleri endişe verici.
Bi de uzatıyor bi de uzatıyor.
Nefesi kesilmiş ya elimi yakaladı bırakmıyor.
Annem böyle elimi yakaladı mı bırakmaz. Bazen merdivenden inerken falan tutarım diyelim adeta yapışır tüm gün elele gezeriz. Bir de bu halde koca bulmamı bekliyor. Saçına ak göz çevresine kaz ayağı düşmüş öğretmen hanım annesiyle elele Forum'da dolaşırken koca buldu!
Noldu Nazlı hanım?
Bişey yok, bişey diyecekmiş aceleden nefes nefese kalmış.
Anne tamam sen eve gir istersen.
Elime yapıştı yapıştı. Nerdeyse gitme ayrılma yanımdan diyecek çocuk gibi.
Teyze iyi misiniz?
Ha iyiyim iyi.
Nazlı ha al pjaray al bulunsun!
Gerek yoktu vardı ama.
Al sen al. Bulunsun.
Bunun içln mi koşturdun anne?
Ama paran yoksa diye al al.
Var da neyse.
Hah. Al koy çantana hah bulunsun.
Tamam anne.
Kapıya doğru yönlendiriyorum. Hah arkadaşınla git.
Hıı.
Hah beraber gidin.
Anne servisle gidiyoruz zaten ya.
Haa tamam servisle gidin.
Anahtar nerde.
Aa sen de yok mu anahtar?
Annecim seninki nerde?
Burda cebimde.
iyi.
Sana mı vereyim?
Yok yok unutmadın ya diye.
Yok unutmam yok.
Hadi esiyor sen gir içeri anne.
Hah tamam.
Tamam.
Tamam hadi görüşürüz.
Görüşürüz.
Elimi zor çekiyorum!!
Elini tuttu mu yapışır bırakmaz, bazen de öyle bir asılır ağırlık verir ki bu kadar olur. Sanki ben ramboyum. Zaten zayıftım güçsüzdüm sportif değildim n'oldu da annemin ağırlığını taşıyabileceğim acaba??
Zorla ayrıldık, 10dk geçti inanın. O kadar zamanımız olmuyor ama bilmiyor ya da anlamıyor.
Arada bir aklına düşer Nazlı'nın parası var mı ya yoksa!
O zaman da saçma sapan yerlere para koyar. En olmaz yerlere. Kilot çekmeceme, yastığımın altı, yatağımın ortası, akşam çıkardığım daha sabah giymediğim sütyenimin üstüne, fondotenimin yanına, ped çekmeceme ya da kutuma, takı kutuma, kotumun cebine, çantamın kendince en güvenli yerine, arkadaki ped ya da ruj koyduğum fermuarlı küçük göze, not defterinin içine... Söylemez de. Mesela bir gün çantamdan bişey alırken 300TL düştü annem biyerlere sokuşturmuş.
Ha ped saklama kabı var ya cırt cırtlı cüzdan gibi; onun içine de koymuş ama haberim yok mesela, lazım oldu bir gün açtım ped alırken okulun tuvaletine para saçıldı, ped de pis tabi.
Hem okuldan sonra biryere gitmeyeyim bişey yapmayayım hatta hiç bir zaman haftasonu bile evde temizlik yapayım ama çantamda para bulunsun? Napacaksam?
Kendi senelerce eziyet eder gibi defalarca anlayamayan gerizekalılarmışız gibi tekrarlayarak azarlı azarlı paranın ne kadar pis mikroplu bişey olduğunu anlattı durdu. Parayı elleyince el muhakkak yıkanacak, para heryere konmayacak, her yere değmeyecek. Tamam haklı. Tabi. Ama öyle bir anlatır ki azarlı kavgalı aşağılayıcı.
Ama gel gör ki şimdi bu öğrettiklerini yadsıyor. Hatta mahsus gibi enn olmadık yerlere koyuyor! iç çamaşırı yatak ped dibine!
Ben kızıyorum diye de artık, tabi gene unutacak ve saçma bir yere sokuşturacak, biliyorum kaçıncı; soruyor. Ya da böyle ay Nazlı'nın parası yok ay! Diye telaşlanıyor.
Hergün çıkarken de soruyor sormayı unutsa böyle arkamdan koşturuyor.
Ayakkabımı giyerken paran var mı vereyim diye daha cevap vermeden odasına zulasına koşuyor.
Var anne var getirme.
Al al koy!
Var zaten.
Olsun lazım olur!
Neye lazım olacak olmuyor biyere gittiğim mi var?
Olsun kalsın çantanda.
Zaten var anne çok bu!
Olsun olsun bulunsun!
Annecim çanta ya ortada ya dolapta hırsızlık bile olabilir bu kadar taşımaya gerek yok!
Aaa??? Hırsızlık mı?
Olur olur?! Hergün büyük para tutuşturuyorsun yaa. Duruyor boşuna. Geçende baktım benimkiyle beraber 640 TL olmuş. iş adamı mıyım ben esnaf mıyım niye taşıyayım o kadar??
Her gün elinde ne varsa 100 200 bazen 50 TL tutuşturuyor daha vereyim mi diye.
Aa? O kadar çok mu??
E hergün veriyorsun!
Harcamıyor musun?
Nerede harcayacağım?
Ne bileyim?
Okulda bişey yok ki. Evden de ya meyve ya börek veriyorsun.
???
E para lazım olmuyor ki.
Servise?
Annecim servis ücretsiz ya?
Aaa???
E tabi? öğrenci servisi ne olacak?
Haaaa.
Tabi eski günleri arıyor annem. Ben işsizim, parasızım. Ne güzel annemden para istiyordum o zaman. şimdi kendi param var. O zaman da gerçi ara ara baktım olmuyor iş, başvurup babamdan kalan maaşı talep etmiş almıştım.
Ee ben napayım parayı???
Ne bileyim?
Sen harca diye ben...
Annecim neye nereye harcayacağım?
Ne bileyim?
Ay kendi diyor bir yere gitme, nerde neye harcayacam o kadar para ben anlamıyorum. Zaten kendi de çok nakit taşımamak lazım der durur.
Altın mı alsak biraz?
Niye?
E kartarın faturaların parasını yatırınca kalıyor ya biraz.
Haaa iyi. Küpe alalım sana ha?
Annecim ben altın takmıyorum ki.
işte takarsın.
Ay öyle koca karı gibi altın küpeli!
Küçük alırız böyle kibar?
Yandık şimdi. Yine kendi zevkini bana dayatacak.
Yok yok Cumhuriyet altını alalım.
Haa yükselmiş ama.
Olsun ara ara alır koyarız kenara. Hem evde o kadar para olmasın boşuna yanımda da gezdirmeyeyim.
Tamam alalım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder