kendime bir kaç parça kozmetik almıştım, baktı baktı ne bunlar dedi.
hani süslenmek lüzumsuz, bakım masraf, temiz olsak yeter bize!!
nemlendirici dedim. ne markaymış bu böyle hiç duymamış.
sanırsın kozmetik meraklısı, uzmanı; senelerdir hiiiç umrunda değil hatta nerdeyse karşı.
eskiden biraz yapardı yine ama azalarak kayboldu yıllar içinde.
çok önem verdiği bazı günlerde rujunu sürer sadece.
hani bana da eskiden erkendi, gereksizdi.
sonradan hala gereksiz ama işin içine yaş faktörünü soktu, artık neredeyse geçti benim için.
çok sürmüşüm bu yaşta.
yaşıma göre yaşamalıymışım ya falan.
neyse ben onu dinlemiyorum tabi.
zaten amaç dinlemem değil, kendinin beni tenkit edip konuşup söylenip deşarj olması önemli olan.
sonra da böyle çok ilgilenirmiş gibi.
hani benden dolayı biliyor olsa, bu konularda konuşsam ha anneme ha duvara konuşmuşum.
çoktan vazgeçtim, ben kendi keyfime bakıyorum.
hiç bilmez ama hiç. elindeki ruj da bir ara ben zorla değiştirttim. öyle kullanım tarihi falan anlamaz. bitinceye kadar ve her gün sürmeyeceksin, özel günlerde.
demek ki 10 yıl gidecek ruju.
önceki attırdığım 10 yıllıktı zaten!
bir şey olmaz derdi. öğrenmiş zamanında buzdolabında tutmayı ya.
en sona ruj kaldı. yoksa önceden başka şeyler de kullanırdı; maskara, far, kalem, pudra.
önce maskara gitti. sonra far. bir süre sonra kalem ve pudradan da vazgeçti. şimdi arada sırada ruj sürer. o da üşenmeyip buzdolabından çıkarırsa.
aldıklarıma bakıyor....
ne marka bu?
max factor.
nerenin? fransız mı?
yok irlanda.
hıı hiç duymadım.
çok tanınan bir marka.
ben hiç duymadım!!
nereden duyacaksın ki?
niye duyulur!!
dergi alırım doğru dürüst bakmaz bile, bir an önce çöpe atmak ister. nerden duyacak?
annem hiç duymadım dediyse kozmetik otoritesi sanki; ama hiç duymadım dediyse bişeye o şey aslında yoktur!! falan. öyle bir tavrı beklentisi var.
eskiden diyor ben hep helena rubinstein kullanırdım hep, başka markalara güvenmezdim, çok iyi markaydı, en iyisiydi, hatta enn pahalısıydı, ben hep kaliteli şeyler kullanırdım!!
illa üstün gelecek ya!! en iyisini en kalitelisini en pahalısını kullanırmış.
e peki ben almaya kalktım mı niye söyleniyorsun?
daha ucuzu yok mu diyorsun?
beni layık görmüyor adeta. hep daha ucuzu olsun. kendi paramla da alsam yani.
ne yapsam suç, hata. ne alsam pahalı. 20liralık ruja bile ayyy pahalı dedi. tutmuş da bana övünüyor.
nasıl sinirlenmem ki şimdi bu çifte standarda!!
yok herhalde artık o marka.
bilmiyorum ben pahalı şeyleri!
niye?
niye mi? ne alsam pahalı buluyorsun zaten daha pahalılarını mı alayım??
ben mi pahalı buldum?
hayır ikizin! tabi sen. daha geçende demedin mi bu ruj kaça, 20 lirayı çok buldun!
e çok.
ee o markalar kaç para sanıyorsun?
olsun canım ne önemi var?
ne önemi mi? her şeyi pahalı bulan sensin.
bunun altından kalkamayacağını fark ediyor ve kaçak dövüşe geçerek yağ misali üste çıkmaya meylediyor.
e al ben sana alma mı dedim kızım???
demez ki. ama engellemeye bayılır. en büyük zevki. yıldırmak bezdirmek vazgeçirmek.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder