böyle telkin yoluyla öğretmeye de çalışır; inception işte :)
şöyle; bugün de böyle yapılmaz, bugün de şöyle yapılmaz gibisinden genellemelerle sana işler. yağmurlu günde çıkılmaz, çok sıcak ve çok soğuk günde de, ayy rüzgar varsa asla...bahane çok..
Ama sigarası bitmiş akşamüstü fark ediyor. Bende zaten çıkacaktım ama dırdırıyla başımın etini yemesin diye belli etmedim.
Bu kez de çıkarken bana kaban giy diyor!
Yok artık!
O zaman montunu giy, üşütüp, hasta olursun diye tutturuyor, uğraşamam diyor!
Kendi için hasta olmayacağım yani!
ben öyle aşırı üşüyen bi tip olmadım hiç ama anneme göre üşürüm, kendi üşüyünce benim için de geçerli, karar verildi; sıcağı-soğuğu da kendim algılamayacağım!
Elime zorla tutuşturuyor bana zamanında aldırdığı çirkin montu. şöyle bi şey olsa neyse;
öyle baharlık da değil, Uludağ'a kayağa gideceğim sanki; öyle kalın; içi büflon dolu, şiş, kocaman, boğumlu bir naylon mont. sanmayın ki şöyle;
bele böyle oturmuyor, kocaman. onu giyince tostoparlak görünürsün...
Ben sakladıkça o bunu bulup çıkarır ortaya. Yeni de değil ama hiç giymiyormuşum boşuna mı almışım? Müsriflik edemezmiş.
ta okul yıllarında kampüs soğuk oluyor diye bana zorla aldırdığı mont bu. Bi zaman yardımcımıza verecek oldum, verdirmedi, nasıl kadının önünde çemkirdi bana, ne kadar müsrifmişim, niye almışım o zaman, giyecekmişim, yeri de olurmuş!
-çirkin, şişman gösteriyor ama.
+Göstersin sanırsın Türkiye güzeli!!
Okul zamanı yağmurluğa ihtiyacım olduğunda bana hileyle aldırdı, dayanıklı dedi, üşümezsin, öbürleri de dikişlerinden su alır, bu almaz, senelerce giyersin.
Moda zaten saçma ya anneme kalsa 80lerden kalma vatkalı ceketlerini giyecek, ben demesem tuhaf duruyor diye. Bozulup parçalanıncaya kadar giyilir, kullanılır eşyalar, değişiklik de saçmadır.
Neyse çok kötü duruyordu, zaten kiloluydum bu montla penguene benzemiştim; mücadeleyi kazandı ben mutsuz mutsuz aldım montu. Tabi çirkin görünmem işine gelirdi, kendime güvenim olmaz, insan ilişkilerimde zayıf olurum, özellikle erkekler, sonra nasılsa biriyle evlendirilir; zorlamıyormuş ki başıma silah mı dayamış?
hiç baskı yapmaz asla karışmazmış kızlarına!
Sen aldırdın, sen yaptırdın dedim mi kaçış yolu budur annemin: kafana silah mı dayadık??? Senin tabancan dilin!
Senelerce giymemek için mücadele ettim, sakladım falan, ama hala verdirmiyor ve giymemi istiyor; hem de mayıs yağmurunda; şubat falan olsaydı bari...
şimdi bir de aklı sıra emrivakiyle kandıracak;
+al bunu giy dışarısı buz buz!
-Ne buzu en az 23 derecedir. Bu kalın fazla bu!
+Hayır tam yeri al giy!!!! diye elime tutuşturuyor;
dünya para vermişiz buna! hiç giymiyormuşum!
En az 12 yıl oldu ama anneme göre birkaç sene oldu alalı penguen montu. Bol geliyor deyince rahat olurmuş işte! Vestiyerin boydan dolayı ulaşamayacağı bi yerine kaldırmıştım arada kaynasın diye gene de bulmuş....
Böyle bulur senin giymek istemediğin şeyleri; mesela bana gene hileyle iğrenç bi triko aldırdı; hani hırkasıyla takım olur bisiklet yaka, öyle.
Bak çok giyecekmişim annem iyi ki aldırmış diyecekmişim, ben beğenmedim dedikçe daha da kamçılanıyor aksi olsa burun kıvırır hatta giyemezsin bunu der....
-ama bu bisiklet yaka anne!
+eee?
-yüzüm zaten yuvarlak, daha da yuvarlak gösterir.
+e iyi ya işte ortaya çıksın iyice yüzün işte!
......
Mesela çiçekli pantolon, mağazada bakıyor, işte diyor ne tatlı kızlar için, ben de bedenine bakıyordum,
+niye bakıyorsun nazlı??
Artık olmazmış bana ama fırapan kaçarmış, geçmiş artık 13 -15 yaşındakiler ne şanslıymış. Benim artık yaşıma uygun değilmiş ki. Tabi 80 doğumlu değil 80 yaşındayım!
Sanki o yaşlarda giydirdi.
+Yoktu işte sen o yaştayken alırdık yoksa, şimdikiler şanslı diyor.
Olsaymış alacakmışmış, yalan pembe bi kazak alacaktım etmediğini bırakmamıştı bana YKM'de çarşıdaki. Böyle işine gelmedi mi giyemezsin der; niye izin mi vermeyecen? Hiç olurmuymuş ne zaman demiş öyle bişey, yeri olmazmış, nerede giyecekmişim, büyüyormuşum kısa süre giymek müsriflikmişmiş; hiç olmadı son vuruş; götünü büyük gösterir! ve hafif kadın gibi!!
O monttan nasıl kurtulsam ben; çaktırmadan atacağım artık. bi zaman da bana ruj bakıyorduk gene aynı; ha daha küçükken de alacak olmuştum annem sadece nemlendirecek bişey aldırdı olmazmış ne o öyle ben hanımkızmışım; sanki cart kırmızı istedim; normal bi pembeydi.
böyle bir pembe değildi, ama anneme göre frapan, belirgin, yani dikkat çeker, yani erkekler bakar=tehlike=namus belası...
+Kullanamazsın bunu nazlı! çok belirgin!!
-mat, cart bi pembe değil ki!
+Olmaz sanki gece mi çıkıyoruz, günlük sürülmez!
Zaten yumuşak, hafif transparan bi renkti öyle dudakta çok patlamazdı.
şu kadar bile değildir belki;
18dim; aldırmadı, küçükmüşüm; mesela şimdi kullanıyorum bu defa da büyükmüşüm o renk için!! Annemin canlı renklerle ilişkisi namus kavramıyla ölçülü adeta. Ben de mecburen ondan gizli pembe bi ruj almıştım. Hiç de anlamadı bile...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder