7.05.2014

bu yaz biz de gidelim bi yerlere nazlı

Bi arkadaşı övünmüş yurtdışına çıkmakla herhalde; bu yaz biz de gidelim bi yerlere nazlı diyor. Oo yabancı ülkenin otel odasında uyumak hobimdir! Allah korusun! Tövbeeee.....

Dusk, Cambridge, England photo via alicia

5-6 sene evvel kısa bir turla bi yere gittik. ilk gün yorucu oluyor tabi ama napabilirsin; ya katılmazsın ya elinden geldiğince katılırsın.
ilk gün sabahın ilk saatlerindeydi otobüslerle yola çıkıldı ki; sabah makul bir saatte orada olalım.
saat 10 gibiydi vardık. ama tabi hemen otele yerleşilemiyor; önce odalar boşalacak, temizlenecek, girişler yapılacak. bu yüzden bavullar otele emanet edildi, tekrar otobüsle şehir turuna çıkıldı. annem sürekli dırdırda tabi, isyanda ama bana. napim ben de rehbere sordum erken odaya yerleşmenin imkanı olup olmadığını annem yoruldu diye. hani odalar 12ye kadar ya; anca hazırlanıyormuş.
tamam 8 saat yol gidip sonra şehir turu çok zor ama.
şikayetler devam tabi; ben oraya gitmem, ben buraya girmem, şunu yapmam.
galiba bi cami bir de kiliseye girilecek. öyle birşey.
girmem diye tutturdu, otobüste oturacakmış batsınmış ören yerleri!!!
bi de benim de gitmemi istemiyor yani; yanımda kalacaksın, kal demek yerine de başka türlü engellemeye çalışıyor. zaten beni severim diye oturtmuş cam kenarına, sıkıştırmış adeta. herkes indi ben de sandım ki annem boşalsın otobüs diye bekliyor; meğer beni orada tutmak içinmiş.
ben de inmeye yeltenince ters ters bakıyor o kadar yorgunmuş kalkıp da bana yol mu verecekmiş?? hali mi varmış?? yaşlıymış artık o!!
işine gelince yaşlı, ama yaşlı muamelesi onu delirtir; kendi yerine bana yapar; biz yürüyemiyoruz, biz çıkamıyoruz, biz hazmedemiyoruz...der.

sen cam kenarına otur o zaman dedim. sinirli sinirli çekilyor kaldırıyormuşum yerinden o ne kadar yorgunmuş ben biliyormuymuşum!!!??
bir daha oraya gidemeyiz niye ben de kaçırayım bunu?? mola da 40 dakika yani. 40dk oturup dırdır dinleyecekmişim tani.
kalkmana gerek yok, azcık dik otur ben geçerdim!!
nasıl geçecekmişim öyle??? sanırsın 100kiloyum, kendi de minnacık, azcık sürtünür geçerim..
yok itiraz edecek engelleyecek ya...

ben bişeyi istemedim mi pek umursamaz ama. bir gün bir misafirliğe zorla götürmüştü beni; güya da sevmezmiş! zaten hastaydım daha beter oldum ama umrunda mı; ben kalksak mı artık diyorum biraz sonra diyor ama bir saat aldırmıyor bana, bakmıyor bile..
ondan bundan ağrı kesici, ped falan aldım artık. akşama kadar kalkmadı, napsınmış konu konuyu açmışmış. ilk defa gördüğüm insanlardan hap da ped de istedim, bir de gidip oturma odasında uyudum! benim konuşacak kimsem de yoktu yani, hepsi yaşlıca hanımlar....
evin yardımcısıyla mutfakta sohbet ettim sanmış, hiç umrunda olmadı ki beni sürüklerken bile oraya...


8 saat yol tepmişim, ilk ve son defa görebileceğim bir yeri göreceğime, 40 dakika olumsuz söylemler dinleyeceğim!!!


geziye çıkanın!!! zaten gezi öncesi stresi başlıyor annemin, hangi bavul alınacak, ne götürülecek diye sinirli sinirli erkenden hazırlık yapar; endişe telaş.... gerginlik, çatacak yer arar. 3 gün bi değişiklik yaşayacak ama o da sırf kendinin de değil mümkübn olsa herkesin burnundan gelsin!!
gezi sırası ayrı stres zaten yazmıştım.
sonrası da; dönüşte illa birine çatmadan, bir kavga etmeden döndüğü olmadı. ya rehbere, daha çok muavine, şoföre çatar; en son ciddi bir kavga eder rahatlar öyle döner. başkasının huzursuz olması tadı kaçması falan asla umrunda değildir. hele bi de hele bi de!!! bencilsin!!!

başkası dese hele bir de onunla çatır çatır kavga eder, rahatlar. tabi hem gezi hem bu kavgalar aylarca konumuz olur ve temcit pilavı kıvamında aynı şey defalarca konuşulmaktan tavsar...


sen de otur dinlen biraz çok yorulduk enerjimiz tükendi diyor molada. benim tükenmedi bayılana kadar gezecem!!! daha önce yenildim çok. tüm mola boyunca dırdır, şikayet, eğlenecek hal bırakmaz, vasfiye teyze gibi ruhunun enerjisini emer resmen; kendi böylece rahatlar ve keyif almaya başlar; senin düşen mooduna da kafayı takar= ne kadar suratsızsın, hasta mı oldun yoksa, aman sen de hiç bilmiyorsun eğlenmeyi gibi şeylerle seni eleştirir bir de...
söylesen de kendinde bulmaz kabahati, gitseydin!der ben böyle rahatlıyorum napayım der, ama senin de sinirin zayıf ilerde napacaksın falan der....

dinlemedim indim son dakikaya kadar de keyif almak için didindim!!
akşamüstü gibi otele dönüldü ve odalara kavuşuldu fakat önce saat 8'e sözleşildi, yemek beraber müzik eşliğinde yenecek, oh oh sefam olsun yapılacak.

hıııı.

odaya girdik, uzandık güya 1-2 saat dinlenip kalkacağız yemeğe ineceğiz. annem uyudu kaldı.
saat 8 oldu; sesleniyorum yemeğe gidelim diye.
sinirli sinirli itiraz ediyor, homurdanarak bişeyler diyor.
anne 8 oldu acıkmadın mı?
hıımmmmm...
anne yemeğe inelim.
hmmmmmmmm.
zaman geçiyor bu arada, açık büfeyi tüketir bunlar!! bu gezici ortayaşlı hanımlar beyler değirmen gibi öğütüyor yemekleri valla. hatta iş güç tıkınmak bile oluyor gezmeden çok.

annee yemek kalmayacak.
hımmmmmmm sus!!

ikimiz de bi gece molasında yolda içtiğimiz çorba, sabah puaça çay, ve arada küçük keklerle duruyoruz; normalde annemin dünyayı yemek istemesi lazım.

ben çok açım ben ineyim yiyeyim bari.

işte alçakça bir söz!! senden de bu beklenir nazlı, yorgun anneni aç bırakıp, tehlikeli yerlere gideceksin!!!

yorganın içinden; gideriz biraz sonra!! diyor.
biraz sonra saat neredeyse dokuz oldu.

sinirim bozuldu, açım ve çantamızda bi bisküvi bile kalmamış; aç oturuyorum..

ben yiyemeyeceğim sen git ye gel diyebilir. ama demez! odada yalnız mı kalacak? onu yalnız mı bırakacağım? kapıyı kim açıp kapayacak?

bi kez daha söyleyince sinirleniyor kalkacak hali mi varmış onun???? 
ben yiyip geleyim sana da bişey getiririm acıkınca yersin.
yemem! diyor hiç hali yokmuş. e ben gidip 10 dk yiyip geleyim bari. kapıya kalkacak hali mi varmış yaa ben de konuşturuyormuşum!!!
aç mı oturacam ben?? her zaman bana fazladan bir tabak yemek daha yedirmeye çalışan insan o an acımdan ölsem aldırmayacak!!

aşağıdan da çalgı çengi sesleri geliyor, eğlenmedeler... yemekler belki bitmiştir bile!


benim hiç kımıldayacak halim yok, otur tv izle!diyor. açamazmış kapı mapı!!!
ben kilitler çıkarım, çabuk dönerim. içerde kilitli mi kalacakmış??? idare et diyor...
naptı etti bırakmadı. aşağıdakiler yöresel yemekleri tıkındı, eğlendi ben tv izledim; sabaha kadar deliksiz uyudu; horlamadı gürledi adeta.

çantaları kontrol ettim kenarda bişey kalmış mıdır diye. gürültü yapıyorsun diyor kızıyor.

mini barda da içecekten başka birşey yoktu. ve kımıldamam yasak!!!

ne güzel bir gezi!!!
gece yarısı tuvalete kalkmış, uyuyormuşum, bak mışıl mışıl uyku sefası çekmişim işte!!! 
e bir yerde vücut pes ediyor; saat sabah 5 gibi anca etti. ama uyku sefası çekmişim.


tabi başkalarına anlatışı çok yorulmuşuz uyuyup kalmışız valla....

2. gün alıştı, gezmelere doyamadı, yemelere de.
3. ve son gün oraya yerleşmeyi düşündü, hesapladı.
dönüş yolunda bizim turdan ama 2. otobüsten biriyle münakaşa edip, ritüelini tamamladı!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder