evlenen adamlar evliliğe alışıyor da bu kadınların havası nedir? sürekli caka satmaya, övünmeye, tepeden bakmaya çalışıyor. yüzük gösterisini de unutmayalım.
sanırsın kahramanı nişanesi almış da dame falan ilan edilmiş..
ha bir de evlilik teklifi anlatışları var bazılarının. sanırsın sürpriz olmuş! evlenmeyi kim bilir ne zamandır adamın kafasına sokmaya, o fikri inception'daki gibi zihne ekime başlamış, ne kadar çok uğraşmıştır..!!
evliliğin aslında ne kadar iyi falan olduğunu ispatlamak için bin takla tamıştır adama... ohoooo ne hikayeler, ne güzel örnekler... ondan sonra biz de yaşlanıyoruzlar, yalnız mı yaşlanacağızlar, sen olmasan aslında evlenmeyi düşünmem benler...
a bir de bebek yapmak için ikna etme örneği vereyim; aslında biraz erken anne-baba olmakta yarar var biz geç bile kalmışız, yaşlandık bee! şimdi çocuk uykusuz bırakır, enerjiden kudurur, yok okuldan al yok kursa bırak, yok oynayalım der halin kalmaz işinden gücünden, aşkım valla bir kaç yıl daha yapmazsak hiç yapmamak lazım, yetişemeyiz ki!
evliler kendilerini bekarlardan üstün görüyorlar. sınıf atlamamın bir türü sanırsın. hani okuyup diploma sahibi olunca, zengin olursa, ev -araba sahibi olunca falan sınıf atlamış sanıyorlar ya insanlar kendilerini.
onun bi versiyonu bu da... hem sınıf atlamışlar, hem çok şahane bir evlilik, aşk, hem hem hem de hem... her şey onlar. dünya onların ve onların evliliği çevresinde dönüyor. sürekli övünmeler...
hani düşmanlar, kıskananlar çatlasın kompleksindeler sürekli. tabi kıskananlar, imrenenler olabilir ama herkes değil ya? bu kadar gösterişçilik kompleks işareti gibi gelir bana hep.
bir süre sonra bekar arkadaşlarını beğenmez, görüşmez olurlar, belki de kendi kıskançlıklarından amman kocacıklarını zorla bulmuşlar ya birine kaptırırlarsa...
en iyisi bekarlarla pek muhatap olmayalım.. ayy sonra bekarlık onlara da bulaşır da mazallah...
ayy bi de onların sonra bebecikleri olur. hem evlenmeyi keşfettiler, ilk onlar yaptı hem de bebeği. üstelik dünyanın en iyi en önemli bebeğini onlar yaptı.
iyi güzel, tabi ebeveynler biraz böyle olur. kuzguna yavrusu misali. ama herkesin kabul etmesini beklercesine, sanki kimsenin bebeği yaokmuşcasına
en önemli şeyin sadece kendi hayatlarında diil, herkesin hayatında en önemli şeyin kendi bebekleri olduğunu düşünüyor, zannediyolar. ya da istiyolar. bilemem. farkında diillerdir böyle göründüğünün davranışlarının...
tek konuştukları konu bebekleri, çocukları, onların sorunları, okulları,puanları. karşılarındakilerin bunlarla ne kadar ilgilendiği umurlarında değil.
onlar yaşadıkları güzellikleri de kötü şeyleri de sadece kendilerinin yaşadığını sanıyor gibiler hep. kendileri için yeni ve heyecanlı, bilinmezliklerle dolu ebeveynlik çünkü.
pek çoğunun eski ilgi alanlarını boşladıklarını hatta tamamen geçmişte bıraktıklarını görüyorum. peki çocuğuna bunları nasıl aktaracak, genel kültürü nasıl vereceksin?
bunu ima etsen de sen suçlusun. aman onların zamanı mı var? senin yok bilemezsin tabi! aman onların işi var,? senin yok bilemezsin tabi! aman onların bunlara zamanı mı var canım?!
e sonra sıkıntılar baş gösteriyor, bir monotonluk, değişiklik yaşamamaktan birikmiş sıkıntılar, öfkeler, söylenmemiş sözlerin, altta kalmışlık hisiinin ağırlığı, faturalar, taksitler, çocuğun hastalıkları ...vs tatlı tatlı insanlar gidiyor birer terso, pis, hasta canavar geliyor.
görüyorum da o ilk tecrubesizliklerini attıktan sonra eski alışkanlıklarını sürdürmeye çalışan, gerek birbirine gerekse kendilerine az da olsa zaman ayırabilen insanlar-çiftler daha tahammüllü ve rahat, neşeli falan oluyolar.
______________________________
amma uzattım yaa!! ikiye mi bölüp yayınlasam acaba? şimdi okumaya üşenirler birileri de... bunu yazdım diye alınmazlar diil mi? üşenip buraya kadar okumayacakları için rahat yazıyorum bu satırları. :) ben olsam okumazdım!
daha yazarım ha! neyse artık başka bi sosyo-psiko bilmem ne incelemesine... insan kaymakları olmak kolay mı_??
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder